Eğitim-Bir-Sen Patnos Temsilcisi Ayhan KELEŞ , okullarda artan proje, etkinlik ve yarışma yoğunluğunun eğitim-öğretim sürecini olumsuz etkilediğini belirterek uygulamalara yönelik eleştirilerde bulundu. Bazı branşlarda zaman açısından da ayrı bir sıkıntı yaşandığı gerçeğini ifade etti.
Keleş, son yıllarda her ay yeni yarışmalar ve kampanyalarla okulların meşgul edildiğini ifade ederek, bu durumun hem öğrenciler hem de öğretmenler üzerinde baskı oluşturduğunu söyledi. Öğrencilerin “yarışma ve etkinlik yorgunu”, öğretmenlerin ise “proje yürütücüsü ve evrak takipçisi” haline geldiğini dile getirdi.
Öğretmenlerin asli görevlerinin sınıf içinde eğitim vermek olduğunu vurgulayan Keleş, yarışma ve etkinlik odaklı yaklaşımın merakı azalttığını ve başarıyı skor üzerinden değerlendiren bir anlayışa dönüştürdüğünü kaydetti.
Açıklamasında seminer uygulamalarına da değinen Keleş eğitim-öğretim günlerinde öğretmenlerin merkezlere çağrılarak uzun sunumlara katılmasının sınıfların öğretmensiz kalmasına yol açtığını belirtti. Özellikle kırsal bölgelerde görev yapan öğretmenlerin ulaşım nedeniyle zorlandığını ifade etti.
Keleş, sorunların çözümü için gönüllü katılıma dayalı projeler, çok zorunlu olmadıkça seminerlerin dijital ortamlar üzerinden yapılması, sadeleştirilmiş bir eğitim takvimi, belirli gün ve haftalardaki programların uygulamada öğrenci, öğretmen ve yöneticilerin uzun sürelerini almaları ve üzerlerinde oluşturduğu stresi de dikkate aldığımızda öğrenci, öğretmenlerin sınıftan uzak kalmasını azaltacak düzenlemeler ve öğrencinin geleceğine katkı sunacak politikaların esas alınması gerektiği yönünde önerilerde bulundu.
Keleş, açıklamasının sonunda eğitimde asıl önceliğin öğrencinin bilişsel, duygusal ve ruhsal olarak öğrenmesi olduğunu belirterek, ödül ve gösteri odaklı yaklaşımların eğitime ciddi bir katkı sunmadığını ifade etti.
Keleş, son yıllarda her ay yeni yarışmalar ve kampanyalarla okulların meşgul edildiğini ifade ederek, bu durumun hem öğrenciler hem de öğretmenler üzerinde baskı oluşturduğunu söyledi. Öğrencilerin “yarışma ve etkinlik yorgunu”, öğretmenlerin ise “proje yürütücüsü ve evrak takipçisi” haline geldiğini dile getirdi.
Öğretmenlerin asli görevlerinin sınıf içinde eğitim vermek olduğunu vurgulayan Keleş, yarışma ve etkinlik odaklı yaklaşımın merakı azalttığını ve başarıyı skor üzerinden değerlendiren bir anlayışa dönüştürdüğünü kaydetti.
Açıklamasında seminer uygulamalarına da değinen Keleş eğitim-öğretim günlerinde öğretmenlerin merkezlere çağrılarak uzun sunumlara katılmasının sınıfların öğretmensiz kalmasına yol açtığını belirtti. Özellikle kırsal bölgelerde görev yapan öğretmenlerin ulaşım nedeniyle zorlandığını ifade etti.
Keleş, sorunların çözümü için gönüllü katılıma dayalı projeler, çok zorunlu olmadıkça seminerlerin dijital ortamlar üzerinden yapılması, sadeleştirilmiş bir eğitim takvimi, belirli gün ve haftalardaki programların uygulamada öğrenci, öğretmen ve yöneticilerin uzun sürelerini almaları ve üzerlerinde oluşturduğu stresi de dikkate aldığımızda öğrenci, öğretmenlerin sınıftan uzak kalmasını azaltacak düzenlemeler ve öğrencinin geleceğine katkı sunacak politikaların esas alınması gerektiği yönünde önerilerde bulundu.
Keleş, açıklamasının sonunda eğitimde asıl önceliğin öğrencinin bilişsel, duygusal ve ruhsal olarak öğrenmesi olduğunu belirterek, ödül ve gösteri odaklı yaklaşımların eğitime ciddi bir katkı sunmadığını ifade etti.






