Ağrı Hakkında Bilinmeyenler

Ağrı Hakkında Bilinmeyenler

Ağrı Hakkında Bilinmeyenler
09 Şubat 2020 - 21:13

Dünyanın birçok yerinde halay bir düğünde ya da bir eğlence anında çekilir ama Ağrı'da balıkçılar için anlamı çok farklı.

Halay çekilmesinin amacı ısınma. Çünkü bu dondurucu soğuk vurdukları an bir bıçak gibi acıtıyor.

Canlarım halay çekerek hem ısınıyor hem zıplayarak buzu kırıyorlar. Bu zıpla kışın belli bir ritimde olması gerek. Sert zıpla yağışlar ayaklarının kaymasına ve suya düştüklerinde akıntıya kapılmamalarını sebep olabilir.

Önce baltayla nehrin üstünde tutan buz çarçabuk. Ardından üzerinde zıplayarak kırılır.

Buzlar kırıldıktan sonra atılıyor.

Dışarıda hava eksi 40 derece.

Suyun ısısını İSİAD tahmin etmek çok zordur. Atılana balıkların gitmesi için buz tutmuş nehrin üzerinde bir kez daha saptanıyor ama bu zıpla işte amaç buzu kırmak değil. Buzların altındaki balıkları ağı doğru yönlendirmek.

Bütün bu çaba ekmek parası için. 4 balıkçı buz tutmuş nehirde balıkları yakalıyor. Ağrı'ya giderek satıyor. Kış boyunca geçimlerini böyle sağlıyor.

Burası Murat. Ağrı'nın 40 kilometre dışında balıkçıların yoğun olarak avlandığı bir bölgeye. Nehrin yarı donmuş halinden balıkçılar pek memnun değil. Zira akan buz kütleleri balıkları kaçırıyor. Onlar tamamen donmuş bir nehri tercih ediyorlar.

Salih Imre her gün 3 arkadaşı ile soğuğa aldırmadan hava geliyor.

Bazen şansları yaver gidiyor ve onlarca kilo balık almıyorlar. Ama bugün durum pek parlak değil.

Yazları inşaatlarda çalışan dört arkadaş kışları geçimlerini balıkçılıkla sağlıyor.

Ağrı Dağı'nın gölgesinde zorlu bir yaşam mücadelesi veriliyor. Bir yandan soğuk, bir yandan nehrin içinde akan buz kütleleri ile baş etmek çok zor. Ancak tecrübeli balıkçıların yapabileceği bir iş bu. Nehrin akıntısına kapılan birçok balıkçı bu nehirde can vermiş. O yüzden de 4 balıkçı yavaş ve dikkatli hareket ediyor.

Balıkları satmak için Ağrı'ya doğru yolculuk başladı.

500 bini aşan nüfusu.

Nuh'un Gemisi, Ağrı Dağı ve İshak Paşa Sarayı ile adını dünyaya duyuran, yaşam koşulları zorlu insanlarıyla içimizi ısıtan bir şehir. Ağrı.

Birbirinden leziz yemekleri, adım başı karşılaşacağınız çay evleri ve gülümseyen insanlarıyla ağırı efsaneler şehri olarak biliniyor.

Salih Imre ve arkadaşları 40 dakika süren yolculuk ardından Ağrı'ya vardılar.

Hayırdır bugün hava soğuk heralde. Hava çok soğuk hızlı geliyordu. Varlıkta İdea tutamadık. Tamam ben de hayır tutanlardan az az bir şey getirdik. Olsun nasıl bugün? Naji Nasıl actor musluman içtenliğiyle kalınmaz, merası olsun. Bugün nasibimizi bir nişana yani inşallah.

İnşallah hayırlısı olsun inşallah. Güle Güle Kartay. Teşekkür teşekküre. Evlerinize sonrası teşekkür ederiz.

Saatlerce soğukta avlanmanın karşılığı 200 lira.

Herkeze 50 lira.

Şimdi eve gidip uslubu azalmakla.

Kazanılan bu 50 lirayla sobanın üstünde çay kaynıyor.

Ocakta yemek pişiriyor. Içeride çay bitene zaten üzülmüştüm. Allah razı olsun. Teşekkür ederim.

Yazın inşaatlarda kazandığı para olmazsa balıkçılıkla geçinmek imkansız.

Sana bugün isiniz nasıl? Bugün çok soğuktu. Hızlı geziyordum. Balıkçı doğdunuz travmadır. Bir davanız şeyde denizde fırtına oluyordu. Bir 20 kilo kadar balık tutar.

Onu verip onunla Serik'in soğuktu.

Ağrı'da devam eden eski geleneklerden biri de yün çorap örmek. Hemen hemen her evde kadınlar bu çorapları yapıp satıyor.

4 balıkçının yakaladığı balıkları tezgahta alıcılarını bekliyor.

Salih'i Emre ve arkadaşlarına adam başı 50 lira kazandıran balıklar tanesi 15 liradan satıldı.

001 sınıfının zaman 12 13 yıldır balıkçılık yapıyorum. Muzaffer Bursa'mızın tanımlarının sayesinde yavaş yavaş balık kültürümüz gelişti ve insanlar artık buradan balığı kendi ellerinde balık pişirmeye başladılar.

Celal buluşsun bahsettiği forumlara ağrıda hemen hemen her evde var.

Sarımsak sağ.

Muzaffer Usta'nın tamamen kendi ürünü olan bu fırınlar onun adıyla anılıyor.

Soba görevi de gören bir çeşit kuzugöbeği andıran bu fırınlar için Doğu ve Güneydoğu'dan alıcılar ağır geliyor.

Muzaffer Usta, doğal gaz kullanılmaya hala sobalar la ısıtılan şehirlerde bir efsane adet.

O 35 yıldır saç levhalara şekil veriyor ve bu sobaları, fırınları yapıyor.

Modern dünyada birçok alternatif ile karşı karşıya kalınıyor. Bir gazetede ya da dergide onlarca markayı görmek mümkün.

Ama Ağrı tüm bu markalardan reklamlardan uzak bir fırında pişiriyor yemeklerini.

Ağrı insanının pek çok konuda geçmişe bağlılığı devam ediyor.

Vay efendim varsa bununla ilgili ne değişik yapanlar, hem kafa sinecem takalım CardFinans olsun büyüklük olarak Gündeş'e 26 Muzaffer Usta bu günüç denerken çýktý.

Doğu yolunu tutuyor. İsrafil öğle yemeği için eve giderken tandır ekmeği alıyor.

Ağrı da her köşe başında tandır ekmeği satan fırın var.

Apartman hayatıyla birlikte tandır ekmeği ağırlıkların hayatlarından çıkarken kadın girişimciler birer birer tandır fırını açmaya başlamış ve tandır ekmeğini tekrar arzuların hayatına sokmuşlar.

Fatma Tekdal ilk Tanbur Forumu'nu açanlardan biri. 4 çocuğum var, bu arada 4 çocuk annesi de çalışıyoruz.

Çalışıp paramızı kazanıyoruz.

Tandır ekmeği asırlardır Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da sofraların vazgeçilmezi. Şehirde yaşayanlar içinse çocukluğumdan kalma hoş bir anı.

Bozkırın ortasında bir mücevher gibi parlayan, yapımı 99 yıl süren ve UNESCO'nun geçici Dünya Mirası listesinde bulunan İshak Paşa Sarayı, Muzaffer Usta'nın çocukluk anılarında önemli bir yer tutuyor.

Ben küçükken babam Delight Bu gezici Babal kendisi sobacı idi zaten dedi. Bana kurasız dedi. Dünyanın ilk hadisesi bellidir.

Babası ilk ceza ile birlikte 17 yaşındayken İshak Paşa Sarayı na getirmiş ve camide beraber namaz kılmıştır. O yaşta aklımda kalan tek şey dünyanın ilk kalorifer sisteminin saray uygulanış.

Doğubayazıt ilçesinde bulunan Topkapı Sarayı'ndan sonra Türkiye de en önemli tarihi eserler arasında yer alan İshak Paşa Sarayı, bulunduğu yüksek konum itibariyle adeta kartal yuvasını andıran.

116 oda, türbe, cami, havlular, koğuşlar, divan ve harem salonları ile hırsızlığın ortasında bir mücevher gibi parlıyor.

İshak Paşa Sarayı, heybetli Ağrı Dağı'nın gölgesinde. İşte bir saray. Böyle bir yerde böyle yapılmalıdır dedirten yapı.

99 yılda tamamlanan bilmiş Muzaffer Usta mesleğine olan aşkını ve kazandığı başarılar.

İshak Paşa Sarayı na bağlıyor.

Artık eski sıklıkta ziyarete demese de belli aralıklarla saraya geliyor ve Camii'nde namaz kılıyor. Bu ziyareti de orada kıldığı namazın kendine bereket getirdiğine inanılıyor.

Dersimize Nassar ise seyyar satıcı denetimi olmayan şovlara değilmisin? Alan havzasından atkısıyla, dudaklarında sıradanlaşan.

Camide karşılaştığı İbrahim Saltık, Muzaffer ustanın doğduğu köyde yaşıyor ve babası Muzaffer Usta'nın çocukluk arkadaşı.

2 Çeşme Deniz Eskiden insandan insana sazanlar bir sistem geliştirdiler.

Hikayeye göre su ve süt çeşmesi denilen iki musluğunu birinden su, diğerinden su akar. Çevre sakinleri de bu kaynaklardan faydalanır. Yine hikayeye göre yeni doğum yapan lohusa kadınların bu çeşmeden içtikleri ile süt sütleri çoğaltılmış. İbrahim Saltık hayvancılık yapıyor. Asıl mesleği katılımcılık.

Ağrı Dağı'na tırmanan dağcıların, trekking yapan grupların eşyalarını taşıyor.

Evli ve 3 çocuk babası olan İbrahim'in annesi, babası, kardeşi ve kardeşinin ailesiyle birlikte yaşıyor. Kışın hayvancılık yaparken yazın katır cılık işine devam ediyor.

Dağcıların ve maceraperest Derin'in cazibe merkezlerinden biri olan Ağrı Dağı'na tırmanış ve yürüyüş rotaları ile yerli yabancı turistlerin gözdesi. Bugün bu tırmanış atlardan biri gerçekleşecek ve İbrahim Katırı ile turistlerin eşyalarını taşıyacak Akar'dan. Şu anda Ardan eteğinde 4 günlük faaliyet programımız başlıyor.

Bu tırmanış var. Profesyonel ekipler tarafından yönlendiriliyor.

Arkadaşlar şu anda paketle başlıyoruz. Herkese başarılar şahlanışı.

Genel olarak zirveye iki gece kamp kurarak ulaştık ama gördüm turistlerin amacı 3 bin 200 metreye çıkmak.

2 saatlik bir yolculuğun ardından yemek ve dinlenme molası veriliyor.

Kapıcılık yapmak sadece yük taşımak değil.

İbrahim babasıyla birlikte yıllarca turistleri dağcıları gezdirdiği için Ağrı Dağı avucunun içi gibi biliyor.

Hava oldukça soğuk.

Çadırlar kuruluyor, yiyecekler iş daralıyor.

Ağrı Dağı'nın gölgesinde verilen bu molada İbrahim ve katırları da bilinemiyor.

Ağrı'da Türkiye'nin çatısı olarak biz dünyaca meşhur Marko Polo Ağrı Dağı için hiçbir zaman çıkılmayacak ifadelerimi.

5 bin 137 metre yüksekliği ile yerli halkın aksakallı dede diye tarif ettiği Ağrı Dağı görkemli duruşu, Nuh'un Gemisi efsanesi ile tüm dünyada dağcıların gözdesi.

Ağrı, Türkiye'nin en önemli hayvancılık merkezlerinden biri olan. Pazar hariç her gün kurulan hayvan pazarında bir araya gelen alıcı ve satıcılar ilginç görüntüler oluşturuyor.

İbrahim ve ailesi Yukarı Tabla kentinde 30 ev ve 180 kişilik nüfusuyla İshak Paşa Sarayı na yakın köylerden 1.

Yukarı tabla Ermenistan sınırında ve yüksekliği 2 bin 250 metre. Köyü tarıma uygun değil ve tek geçim kaynağı hayvancılık. İbrahim ve ailesi 30 koyuna sahip.

Bunu.

Geçmiş yıllarda yaşanan yangınlardan dolayı hayvanların yiyeceği samanlar köy içinde tutulmuyor.

Tepelerde depolanıyor ve köylere kayarak.

Açılıyorsa.

Samanlar köye indirildikten sonra koyunlar ahırdan çıkarılıyor.

Köyde hayat hava aydınlanmadan başlıyor. Hayvanların beslenmesi ile güneş batmadan bitiyor. İş bittikten sonra tek eğlence. Çalınan bağlama ve söylenen türküler okunan.

Türkülerle bölge insanını tanımak mümkün. Her evde bir bağlama görmek, her çay evinde bir türkü duymak. Uzaktan gelen bağlama sesine kulak vermek yeterli.

Çünkü acımayın.

Ağrı bağlama denince Ağrı'da ilk akla gelen isim Ramazan. Evliya.

Yöreye özgü türküler derleyen bağlama ustası Ramazan Evliyaoğlu, 15 yıldır bağlamaları kendi elleriyle yapıyor.

Türkiye'nin her yerinden özel olarak sipariş edilen ağlamalar Ramazan Bey'in ellerinde ayaklanıyor.

Ağrı'da soğuk iklimin zor şartları bağlamayla yok ediliyor.

Kural ki. Örneğin 10. Onların İntikal.

Ağrı'da bağlama bir aile bireydir, keyifle yenen bir akşam yemeğinden sonra dost meclisinde içilen bir akşam kahvesi'ne sonra mutlaka ama mutlaka bağlama çalınır, türküler söylenir. Bağlama demek ağrı demek, ağrı demek, bağlama demek evde.

Ağrı insanı elleriyle alın teriyle ekmek parası mı kazanıyor? Yolculuklardan, doğa koşullarından yakınmak akıllarına bile gelmiyor.

Çalışmaktan, yorumlamaktan ve koşturmaktan vazgeçmiyor ve asla pes etmiyorlar.

En önemlisi de modern hayatla birlikte geçmişte bırakılan güzellikleri yaşamaya ve yaşatmaya devam ediyorlar.

 

Bu haber 742 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum